Hikayemi Ben Anlatabilirim, Teşekkürler!

Kendisiyle konuşan insanlara “deli” denen bir toplumda büyümek, kesinlikle üstüne düşünülmeyi hak eden bir konu. Bize dair ne kadar çok şeyi aydınlatabileceğini duysanız şaşarsınız ancak buna devam etmeden önce değinilmesi gereken birtakım konular var.

Dolaylı ve doğrudan olarak bağımdaşlık (codependency) içeren sistemler içinde kalabiliyoruz. Bağımdaşlık, kişilerin karşılıklı olarak birbirine bağımlılık geliştirdiği psikiyatrik bir rahatsızlık.

Ancak birey düzeyinde ortaya çıkan davranış biçimlerinin ya da bozukluklarının toplumsal (sosyal) düzeyde de düşünülmesi gerekir. Zira toplum bireylerden oluşan bir sistemdir ve kişiler bazındaki rahatsızlıklar kimi zaman toplumsal normlara kolaylıkla dönüşebilir. Çünkü bağımdaşlık sadece bağımlıya değil, gün içinde ilişkiye girdiğimiz bütün insanlara ve onların bizim hakkımızdaki fikirlerine bağımlılık olarak da düşünülmelidir(1).

Türk toplumu gibi toplumlarda merkez bir konumda yer alan aile kavramı gücünün devamlılığı için zamanla bir tabuya dönüşmüş, keskin ve pratik dışı kalıplar içine hapsedilmiştir. Örneğin, aile ilişkilerinde sürekli herkesin ihtiyacına koşan, fazla sorumluluk alan birileri vardır ve bunu özellikle aile büyükleri için yaparlar. Çünkü aile büyüklerine karşı gösterilmesi beklenen saygının ön koşulu olarak kendini öncelememek güzellenir. Bu, kişisel alanların ve bireysel özgürlüklerin tanınmamasına yol açar.

Aile kavramı ile ilgili bu işlevsiz ve hatta zararlı sistem, eş bağımlı kişilerin sevgiyi fedakarlık olarak görmesine ve aksi durumlarda suçluluk duymalarına sebep olur(2).

Bağımdaşlık toplumsal bir norma dönüşebilir ve uygun şartlar sağlandığında sistemli bir biçimde eş bağımlı olmaya zorlanabilirsiniz. Cinsiyet eşitsizliği bunun küresel bir izdüşümüdür.

Bir kadının aile ve toplum içinde sistemli olarak şekillendirilmeye çalışılması, nasıl bir kadın olması gerektiğinin ataerkil düşünce kalıpları içerisindeki kişilerce tanımlanması ve bunun çok ama çok uzun bir süredir devam ediyor oluşu hem cinsiyet eşitsizliğinin hem de küresel bir varoluş krizinin kaynağıdır. Sanılanın aksine bu durum yalnızca kadınları değil erkekleri de etkiler ve insan yozlaşmasını besler.

Çünkü bireyin cinsiyetinden önce insan olarak özgürlük kazanması ve sorumluluk alması zedelenir hatta kimi zaman engellenir ve çarpık ilişkilerin dolayısıyla çarpık sosyal sistemlerin doğmasına yol açar.

Bu açıdan herkesin ancak özellikle kadınların daha fazla bağımdaşlık içeren bir sistemin parçası olmadan bireysel özgürlüklerine kavuşmaları oldukça mühimdir.

Psikolog ya da psikiyatr olmadığımı belirtmem lazım. Sadece bunları kendisi de yaşamış ve üstüne oldukça düşünmüş, yardım almış biri olarak kendimiz için yapabileceğimiz en iyi şeyin kendimiz üzerine çalışmak olduğu kanısındayım. Bu bozulmuş “erkek” sistem içerisinde hikayemi bir başkasının benim adıma anlatmasına karşı çıkıyor ve düşe kalka öğreniyorum.

Kendiniz üzerine çalışırken ona iyi davranmak da önemli; her zaman doğru, iyi veya tamam olmayabilirsiniz, unutmayın bu uzun bir yol ve dünyayı azizler kurtarmayacak! Belki, kendisiyle konuşabilenler…

11.09.2023

Asya

(1) https://defnesumanblogs.com/tag/codependecy/

(2) https://www.dbe.com.tr/tr/yetiskin-ve-aile/11/insanlar-neden-es-bagimli-iliskileri-surdururler/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir